Ana içeriğe atla

En güzel yanım; yalnızlığım.

Yalnızlık; en güzel motivasyon kaynağım. 

Zamanında hiç sevmezdim, hatta en çok korktuğum şeydi. Ama şimdiyse yalnız kalmak için an kolluyorum. İnsanlardan kaçıyorum sanki. 
O kadar sığ, yapmacık ve sanal geliyor ki ilişkileri hazmedemiyorum.
Kafa dengim yok, zaten laf aramızda son günlerde kafam yerinde bile değil. Sorumluluklarım altında eziliyorum. 
Sadece bu günlerde ufak bir yardıma ihtiyacım olduğunu hissediyordum. Ama içimi çevremdekilere açınca yanlış bir istek olduğunu anında anladım. 
Galiba büyüdükçe en yakınındakiyle bile aranda kocaman bir dağ oluyor. Seviyorsun, seviliyorsun; kalpleriniz arasında mesafe yok. Ama gel gör ki aynı şey kafalar için geçerli değil. Arası adeta uçurum. Ve maalesef sevgi de anlaşılmadan hiçbir anlama gelmiyor. 

Bu yüzden en iyisi sessiz kalmak. 
Kendimi en ufak bir molada bile kitaplara gömmek. Sayfalarda gezinmek, her bir sözcüğü sindirerek okumak.
Canın istediğinde şarkılara boğulmak; kimsenin seni kurtarmasına izin vermeden, sadece kendini akışa bırakmak.
Bazen de yollarda kaybolmak; çevreye aldırış etmeden sadece yürümek. 

Varsın asosyal desinler. 
Varsın insandan kaçıyor desinler. 
Beni yürekten anlayan varsa bunların hiçbirinin doğru olmadığını zaten biliyordur. O yüzden içim rahat. 

Bundan 5 yıl önce çevremdeki insanlar giderse "Ne yapacağım?" diye düşünmekten kafayı yerdim. Onları çok seviyordum, muhabbetimiz ve bağımız çok iyiydi ama şimdi gel gör ki kimseyle görüşmüyorum. O zamanlarda ufak bir sorun olsa konuşmasak herkesin hayata küseceğini zannederdim. Oysaki hayat H E R   Z A M A N devam etti ve edecek. Aynı şimdi olduğu gibi ve gelecekte de olacağı gibi.

""Yalnızken güçlü bir kadını kimse üzemez.""



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlenip ineklerimin anası, evimin kadını, kocamın prensesi olacağım!

Trajik başlığımdan da anlayacağınız üzere hayatım gittikçe daha değişik bir hal alıyor ve sevgilimden ismimi alacakları danaya koymasını istedim!  Evet, herkes şok!  Herkes iptal!  Ama ben daha şimdiden yaz için inek sağmayı öğrenmek istiyorum. Belki de blogger'lıktan emekli olup çiftçilik yapmanın vakti çoktaaaan gelmiştir...  Elveda Chanel no:5'ler, merhaba inek boku kokuları. Elveda hayalimdeki Tarık Ediz abiye koleksiyonu, merhaba möö'lemeler!  Ayy şaka bir yana tabiki de daha hali hazırda başlangıç seviyesinde olan elitliğimden asla ödün vermeyeceğim lakin hayvanların her türlüsünü sevmek, okşamak hoşuma gidiyor! Buna 500 kiloluk inekler de dahil. Ve yine kocaman bir EVET, inek sağmayı kendi özgür irademler istiyorum. (Şaşkınlıktan açılan ağızları kapatın bakayım! Evlenip ineklerimin anası, evimin kadını, kocamın prensesi olacağım!) Darısı başınıza sinsiler!  ---------------------- Şimdi de mikrofonu iç sesini...

"Herkes kendi kalbinin ekmeğini yer Acun..."

"Herkes kendi kalbinin ekmeğini yer." diyen Şeyma Subaşı kadar şanslı olamadığı için serzenişe geçen büyük bir kitle oluştu Türkiye'de. Ve özellikle de Twitter aleminde.  Söylediği sözlerden tutun da , çocuğuna, yediğine, içtiğine hatta özellikle gezdiği yerlerde.  Yerden yere vuran oldu, koruyup sahiplenen oldu. Ama en güzel de mizah malzemesi oldu.  Zaten eleştirmeye ve güldürmeye yönelik şeylere aç olan toplumumuz için Bahar Candan, Mustafa Ceceli ve listenin başından asla düşmeyen Şeyma Subaşı aslında sadece birer haber malzemesi oldular.  Sırasıyla bu karakterleri inceleyecek olursak;  Bu konuşmalar ve haberler Bahar Candan'ın işine yaradı elbet. Hukuk okuyacak kadar akıllı olup da canlı yayında teletabi dansı yapması akıllarda soru işareti bırakmıştı. Gerçi popülerliği eleştri yönlü olsa da istediği şeye kavuştu. Hatta Murat Boz ve Eser Yenenler'le bile adı anılmaya başladı. Nur Yerlitaş bunu duyunca postişleri bile şaşkınlı...

Bugün de sana ayağını öpmeyen bir sevgili veren Allah için ne yaptın!?

Başlık biraz ürkütücü gelebilir farkındayım ama inanın ki duyduğumda ben de şok geçirmiştim. Ve bazen insanların bana bu denli özelini anlatacak kadar güvenmesi gerçekten anksiyete atakları geçirtiyor.  Yapım itibariyle her zaman mesafeli ve karşı tarafların dediğine göre suratsız bir kişilik olduğu için insanların bana ısınması veya nefret etmesi saniselik olaylara bağlı. O anki ruh halime göre.  Yine böyle sınıftaki arkadaşlarımın gürültüsünü duymamak için kitaba gömüldüğüm bir sabahta yanıma bir kız oturdu. 1. sınıftan beri tanıyorum ama hiç konuşmuşluğum yok. (Laf aramızda iyiki de olmamış, bir süre sonra insana bileklerini kestirtecek kadar boş muhabbet edebiliyor!?) Ben de (içimdeki son insani kırıntıları kullanarak) "Günaydın" dedim. Ahhh anam demez olaydııım! Bir başladı hayat hikayesini anlatmaya Allah'ım Seda Sayan'ın evliliklerini dinleseydim kesinlikle daha az yorulurdum. Veya Mehmet Ali Erbil.  Anası, babası, danası, sülalesinde ne kadar boş iş...