Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Hamburger'sizlikle sınayan Allah derslerle öldürüyor!

Her insanın tekrar tekrar yaşamak istediği, tekrardan "o anlarda" nefes almak istediği zamanlar vardır.  Sanırım benim de oldu.  Ve geri dönmek istemediğim, hatırlamaktan zerre dahi hazetmediğim günler geçirdim. Hayatımdna silip atmak istedim ama atamadım. Çünkü sürekli karşıma çıktı! Tıpkı o öle bayıla internet sitesinde gördüğünüz, koşa koşa mağazaya gidip ayakkabıyı sorduğunuzda size uygun numarasının kalmaması gibi. Satış görevlisinin ağzına stiletto topuğu sokmak istersiniz ama yapamazsınız. Sattığı çantaların zincirleriyle duvara zipleyesiniz gelir ama onu da başaramazsınız. Öylece kalakalırsınız. Ve tıpış tıpış mağazadan  çıkmak zorunda kalırsınız. Ve bana biraz önce aynı şey oldu!  Galerimdeki 8 bin fotoğrafı pıtır pıtır dolaşırken birden Hamburger'i Danimarka'ya uğurlamadan bir gün önceki buluşmamıza denk geldim!  Bana bir ağlamaklar geldi ki sormayın. Sanırsınız "YGS öne alındı, sınav 1 Şubat'ta." haberleri ÖSYM sitesinde boy b...

Beethoven dinlemeye hazır mısın Türkiye?

Ülkemizde gittikçe artan kar nedense bir tek benim oturduğum şehre düşmüyor. Ülkenin diğer nadide illerine yağan karın soğuğuyla bu prenses bünyem grip olup yataklara düşüyor.  Ulen bari iki üç kartopu yapıp sevdiceğimin totosuna atsaydım gözüm açık gitmeyecekti. Ama bu Mikail niyeyse hep bizi ters köşe yapıyor.  Neyseki Hamburger'in bir diğer sürpriziyle 2 hafta sonra Isparta'ya kayak merkezine gidiyoruz. Sonra gelsin kardan adamlar, gitsin sıcak çikolatalar!  Ayy durun bu kadar elit birşey beklemeyin bizden. Kar görmemişler olarak leğenle falan kaymaya kalkarsak rahatça takipten çıkabilirsiniz, elitlik seviyenizi düşürmeye pek niyetim yok! (Ama Hamburger benim deyimimle yarı İskandinav olduğu için bırakın leğenle kaymayı snowboard yapmazsa gözüm açık gidecek!)  Gerçi elalemin blog hesaplarına bakıyorum da herkes kara yatıp kollarıyla kelebek falan yapıyor. Veya saçlarını kalp yapıp Kendall çakması olarak fotoğraf çekilip yüzlerce like'ı kapıyor...

Şeyma Subaşı'nın tahtını ele geçireceğim derken Dilberay olan Piggy'nin hazin sonu!

2017'nin gelişini dört gözle beklemiyorum desem yalan olur tabiki de!  BEKLİYORUM!  Ama her şeyden ziyade hayatımı kökten değiştirip fikir ve ruh olarak yenilenmek amacındayım. Zira son aylarda yapmaya çalıştığım gibi. Evet, itiraf ediyorum. Bu yüzden de blog'tan biraz uzak kalmak istemiş olabilirim. Çünkü amacım sadece yalnız kalıp kendimi tanımaya çalışmaktı. Ve az çok başardım sayılır.  Aaa bu arada kendimi yenilemekten bahsetmişken sanmayın ki prenses bünyem kendisini normal bir insana çevirecek!? Hala daha bir an önce evlenip ele güne hava atma çabasındayım. Fransız danteli gelinliğim (sahte kuş tüyü de olabilir, emin değilim!), elimde pembe güllerden canlı buketimle 3 2 1 diye geri sayıp bekarlığa taht kurmuş olan kız arkadaşlarımın suratına fırlatmak istiyorum! Galiba şaka bir yana bu çocuk bünyem hiç büyümeyecek. Bundan 5 yıl sonra hala daha Kinder sürpriz hastası, unicorn sevdalısı olarak dolanıyor olabilirim. Ama sanırım bu yine de battaniye mis...

Kıymet bilmek lazım bitirmeden, tüketmeden.

İnsan ne zaman olgunlaşır, bilmiyorum.  Bana hala çocuk gibisin, diyorlar. Oysaki ben bunda hiçbir kötülük göremiyorum.  Etrafta o kadar çok ciddi, sıradan ve monoton insan varken; çocuk olmak, çocuk kalabilmek en büyük lütuf bence.  Anlayabilene.  Anlamak isteyene. İnsan dediğin 2 bacaklı düşünebilen varlık armut gibi vakti geldiğinde olgunlaşabilir mi emin değilim ama büyüyebildiğine dair inancım tam.  Lakin ben büyüdüm hem de tam tamına 3 ay önce.  Kime göre, neye göre bunu bir düşünmek lazım tabiki ama büyümek kavramı insanın kafasında olup biten bir kavram. Mesela yalnızlık en iyi öğretmen oldu bana.  Bir baktım dolmuşun tekinde gözümde güneş gözlükleriyle hüngür hüngür ağlıyorum. Şöför bakıp da durumu anlamaya çalışıyor ama ben sadece dışarı odaklamışım kafamı. Güneş batıyor ben de onunla geceye dönüyorum sanki.  Daha karanlık, daha gri ve daha acımasız.  Her şeyin daha'sını yaşarken kafamdaki tek düşünce hayatın bana "...

Dünyayı aşk değiştiremedi ama dünyamı "aşk" değiştirdi!

İnsanoğlu dediğin kuş misali elbet. 10 dakikada şehir, yarım saatte ülke, bir saatte kıta değiştirebilir.  Hele de ucunda sevdiğine kavuşmak varsa bazen en etkili şey iki kalbin birbirine olan duası olur!  Evet, tüm dualarım/dualarınız kabul oldu ve sevdiceğim tekrardan yanımda, koynumda. :)  Meğersem ne kadar çok özlemişim keratayı.  Başlıkta da yazdığım gibi bu dünyayı aşk değiştirmedi ama bir Hamburger benim tüm hayatımı değiştirdi! Zaten yanımdayken bile eli elimde olmayınca deli gibi özlediğimden taa elin Danimarka'sına göndermek çok zor olmuştu benim için. Ama sadece 1,5 ay ayrı kaldık ve artık yeniden vizyonlardayız! (Tabi bu 1,5 ay neler yaşadığımı, ne depresyonlardan çıkıp nelere girdiğimi bir de bana sorun!)  Instagram blogum da birazcık çalışma blogu tarzına dönmüş olsa da yine de arada hayatımdan kesitler sunmaktan vazgeçmiyorum. Ve gittikçe büyüyen sosyal medya ailemi atılan her mesajda daha da iyi tanıyorum, bu beni çok mutlu ediyor...

Herkesin kaderine kendisi gibi insanlar denk gelsin!

Acaba unutma iç güdümüz olmasaydı ne olurdu, düşündünüz mü hiç?  Unutmasaydık mesela hiçbir şeyi.  Verilen sözleri, edilen lafları, bazı gurur kırıcı davranışları, içimize atıp da sindiremediğimiz her şeyi... Ben ki tüm kötü davranışların, sözlerin, eylemlerin cezasının er ya da geç kişiye geri döneceğinin kanısındayım bu yüzden de kalbimi gerçekten kıran hiç kimseye sonsuza dek kin gütmüyorum.  Hayat nefret etmek çok kısa.  Sevilmek içinse kimilerine göre "bir nefes", kimilerine göreyse "limanda otobüs beklemek". Karşınızdakine hiç gocunmadan ettiğiniz lafları bir de ayna karşısına geçip de kendinize söyleyin. Bakalım o kadar kolay gülüp geçebilecek misiniz? O yüzden unutun.  Sizi üzen, yıpratan, hasta eden her türlü kötü etkeni unutun! Yukarıdakine havale edin ama kendinizi yıpratmayın.   Tek dileğim Allah herkesin kaderine kendisi gibi insanlar yazsın.  Bu da bu gecenin duası olsun.  Her gece yastığa başınızı rahatça koyup ...

Meydanları boşaltın, Piggy tüm ihtişamıyla geri dönüyor!!

Sizlere istemeden verdiğim uzun bir aradan sonra tekrar ekranlarınızdayım. Umarım beni özlemişsinizdir ve bende sizin başınızı bol bol şişirebilirim! :)  Daha önce attığım postu okuduysanız eğer blogumun nedenini bilmediğim bir şikayetten ötürü ceza aldığını biliyorsunuzdur. 2 haftalığına erişimim yasaklandı. Google'a üst üste mail atmama nedenini bir türlü anlayamadım ve bana da beklemek düştü!  Eee zaten Piggy'nin hayatı hep beklemekle geçiyor, diyenleri duyar gibiyim! Ulen yaz biter, sonbaharı beklerim; gece olur, gündüzü beklerim; dolmuşu kaçırırım, ötekinin gelmesini beklerim; HAMBURGER GİDER, 400000000 GÖZLE ONUN DÖNMESİNİ BEKLERİM!  Evet, bedbaht ve derbeder Piggy burada son buldu sevgili Piggyseverler! Açılışı üzüntüyle yapıp geceyi güldürerek kapatacağım! Haydi ağızlar kulaklara, o dolgular gözükecek!  Bu arada aklınıza Piggy deyince böyle şeyler gelmiyor değil mi? Ben kendi kimliğimi açıklamasam da gayet prensesim! (Aklınızdaki kötü gör...