Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Paris Günlükleri #1

    Döndükten 3 gün sonra da olsa sonunda bilgisayar başına geçip Fransa Günlükleri serimin 1. part'ını yazmaya cesaret edebildim. Çünkü biliyorum ki yazdıkça uzayacak ve sonu gelmeyecek. Artık başınızı biraz ağrıtabilirim ama bence bu pembiş sıçan prensesiniz değer! :) (Eğer bir gün ölürsem, ki kesin öleceğim hangimiz İsrafil'in sura üflemesine yardım edecek ki, mezar taşıma "Fazla egoya kalbi dayanmadı dersiniz.)    Giriş bölümünü yine saçma salak şeylerle doldurduktan sonra tur detaylarına girmeye başlıyorum, hadi hayırlısı.   Öncelikle oturduğumuz şehirden gecenin dördünde İzmir Adnan Menderes Havalimanı'na geçtik. Uçağımız saat altı yirmideydi ama yine de 2 saat öncesinden havalimanında hazır ola geçtik. Zaten 18 yaşıma gelmişim ama hayatımda ilk defa uçağa bineceğim. Bu da ayrı bir utanç duygusu ama fazla detaya girip hatırlamak istemiyorum. (Bir Miss Piggy olarak dört günde dört kez uçarak Pegasus Hava Yolları'nda adımı altın harflerle yazdırm...

"She is back bitchez!" yazılı pankart yaptırmak isteyen?

   Fransız çakması elitliğimden kurtulup sonunda İstanbul semalarındayım sevgili Piggyseverler! Artık Fransa'yı, La Defense'ı ve Champs Elysees'i geride bıraktım ve bu benim için oldukça zor oldu. 4 günlüğüne gitmiş bile olsam baya bi' alışmıştım. Zaten "Bonjour" demekten dilim damağım kurudu. Ama tek pişmanlığım çok fazla alışveriş yapmamış olmam. Şimdiki aklım olsa eşyalarla doldururdum. Tabiki hava alanında kilo sınırı diye bir gerçek var ama sonuçta Demet Akalın gibi her hafta sonumu Milano'da geçirmiyorum ve Okan Kurt gibi aşırı uyumlu bir kocam da yok.     Bu postta 3 günümü yazmak istemedim. Zaten çok uzun olur; kısa kesersem içim rahat etmez, bir de çenem buna izin vermez. "Paris Günlüğü #1, #2, #3" adı altında bir post yazısı hazırlayacağım, kendi çektiğim fotoğraflarla. Hem eğer siz de gidecek olursanız bu bilgilerden yararlanırsınız ya da arkadaş ortamında the Hunger'da oturup hamburgerinizi yerken bu genel kültür bil...

Göbişine yatıp uyuyabilir miyim sevdiceğim? :)

    Piggy'yi yine uyku tutmadı ve bloguna sardı sevgili okurlar. Uykumun kaçmasında yaklaşık 2,5 saat sonra İzmir Adnan Menderes Havalimanı'na doğru yol alacak olmamın da etkisi var tabiki.      Bende bu heyecanımı ve uykusuzluğumu bastırmak için yine post yazmaya karar verdim. Ah zaten bu Hamburger hayatıma girdi gireli her şeye eskisi gibi tozpembe bakmaya başladım. Bunun da nedeni belki de arkamda kapı gibi birinin olduğunu bilmemdir. Bu kız hangi ara bu kadar tutuldu bu çocuğa falan dediğinizi duyar gibiyim. Çok da haklısınız, ben de hep kendime bu soruyu soruyorum. Açıkçası gelip geçici bir şey mi bilmiyorum ama eğer şimdiki ruh halimi sorarsanız Fransa'ya gitmek yerine bir haftayı dolu dolu onunla geçirebilirim. Sanırım bu olayın da adı hoşlanmak oluyor, tam emin değilim. En son böyle bir şey yaşadığımda 16 yaşındaydım şimdiyse iki ay sonra 19 yaşıma gireceğim. (Ya da gün alacağım, her ne bok diyorlarsa artık. Bu işleri oldum olası karıştırmışım...

Hamburger nerde, ben nerdeyim!?

    Miss Piggy sonunda Fransa semalarında uçacak sevgili okurlar!     3 yıllık özlem sona erdi ve uçuş gününe tam tamına 1 gün kaldı. Tabi heyecandan ve biraz da Fransızlar hakkında duyduğum iyi(!) şeylerden sonra totoşum korkmadı değil ama çaresine bakacağız artık bir şekilde. Bir elimde Türkçe sözlük, diğerinde Fransızca konuşma kılavuzu ve yanımda dağ gibi Almanca ve İngilizce öğretmeni annem. Aramızda konuya tek yabancı babam ama onu da bir şekilde olaya dahil ediyoruz.        Aslında bu turun rezervasyon tarihi 1 ay önceydi ama ben yine de eğer iptal olursa boş yere millete hava atmış olmayayım diye hiç kimseye ses etmedim, sosyal medyada da yaymadım. Zaten en son Instagram'a Countdown aracılığıyla kaç gün kaldığının screenshot'ını attığımda 18 yazıyordu. Şimdiyse 1 gün kalmış! Allah artık bekle beni Eyfel, Champs Elysees! Ve tabi ki de DISNEYLAND! (Paris'i seçme nedeninim orası olduğunu söylememe gerek yoktur sanırı...

Bulaşıklarını da yıkadığıma göre bence artık evlenmeliyiz.

    Şu geçen 3 günde şunu öğrendim ki ben senin patates kızartman olabilirim! En sonunda Hamburger'imin gönlünü aldım ve aramız eskisi gibi dumanı buram buram tüten kelle paça çorbası kıvamında sıcacık! :)     Biraz atarlı giderli, fazlasıyla açık sözlü, sigara ve alkole fazla düşkün olsa da bu kerataya baya baya ısındığımı, hatta kıvılcımlarımın abayı bile yaktığına bahse girebilirim! Hiç mi hiç aklımda olmayan bir tiple beraber olsam da sanırım ben onun bu halinden hoşlanıyorum.         Hafif göbekli, 3 cümlesinden 2'si küfür, kızlarla arası biraz fazla iyi (!) ve bazı fotoğraflarında da "Acun ağabey Doşland'dan gelmişem. Şimdiğğ size bitbaks yapacam. Anamgillerin de çoh selamı vardır. Ovv yeeaahhh!" tarzı pozlar vermiş de olsa son bir haftadır yüzümü gülücüklerle doldurma sebebim oldu. Bir ara şu blog sebebiyle kalbini kırmış da olsam şimdi bana "Acının geçmesini bekliyorum, eskisi gibi olamam, biliyorum ama onun yıktık...

Sen benim hamburgerim olabilirsin ama ben senin patates kızartman olabilir miyim, bilmiyorum.

    Ah Piggy!      Ah salak Piggy!      Ah beynini çorba yapıp kedilere yedirse daha çok işe yarayacak olan Piggy!      Yine tam bir fiyaskoyla karşınızdayım sayın okurlar. Dün gece öyle bir salaklık yaptım ki.  EY YILLARIN DENEYİMLİ, ZEKİ VE EN OLMAYACAK ÇOCUKLARI BİLE YOLA GETİREBİLEN PİGGY'Sİ. NE DİYE HOŞLANDIĞIN ÇOCUĞA AÇTIĞIN BLOGUN LİNKİNİ VERİP DE ÇOCUĞU SENDEN -15 DERECE SOĞUTURSUN?      Neden Piggy?     NEDEN?     N E D E N ?     Allah'ım niye tüm kullarına böylesine güzel ve kullanışlı bir akıl dağıtırken beni yine böyle es geçtin? Gerçekten salaklıkta ve unutkanlıkta Forrest Gump'la yarışabilir dereceye geldiğimi düşünüyorum.      Her şey bir yana şimdi size yeni bloguma davet ediyorum veeee buna hazır mısınız, kalbiniz dayanır mı bilmiyorum ama KOSKOCA PİGGY'NİN HOŞLAŞTIĞI VE AZICIK SULANMAYLA MESAJLAŞTIĞI, ÜST...