Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ya uykumuz yetmiyor ya da öpecek kimsemiz yok.

Küçükken hatırlıyorum da her derdimiz için uyuyunca ya da öpünce geçecek denirdi.  +Annaağğğ dizimi sehpaya vurdum!!! -Gel, öpeyim de geçsin. +Anne ya başım çok ağrıyor. -Uyu kızım. Uyuyunca geçer. Şimdiyse bazı dertlerimize ya uykumuz yetmiyor ya da öpecek kimsemiz yok. İşte "büyüme" denen olguya da tam olarak burada başlıyoruz.  Tüm prensesliğimle bugünlerde anlıyorum ki attığım her bir adımla, aldığım her bir nefesle hayat daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor.  18. yaşımı hep en güzel senem olarak düşünürdüm ama doğum günümden bu yana baktığımda elimde elle tutulur hiçbir başarım, hatırlayacağım güzel anlarım yok. Dedemin rahatsızlanışı, hastaneye yatışı derken geriye kalan tüm güzel şeyler gözümün önünden tek tek silinip gitmiş. Zaten tek başıma yapıp da eğlenebildiğim bir aktivite olmadığından ve çevremde fazla da arkadaşım kalmadığı için ister istemez Hamburger'e fazla yüklendim ve o da pes etti. Ona da kıyamıyorum, farkında olmadan üs...

"That story will be fine!" dediğinizi duyar gibiyim

Eğer mutsuzluk bir kuyuysa bende bu kuyu içerisinde o yüksek duvarları aşıp çıkmaya çalışan yavru minnoş bir kurbağa olabilirim.  Ama sadece olabilirim yani, dışarıdan bir el gelmezse bunu başaramayan, kuyuya düşen börtü böceği yiyerek dünyanın en şişko kurbağası olup biri beni keşfedene kadar beklemeye çalışacağım. "That story will be fine!" dediğinizi duyar gibiyim. Ağzınıza fırın küreğiyle bir vurdum mu azı dişinizle köpek dişiniz yer değiştirir benden söylemesi! Şaka bir yana bu konu hakkında sadete gelecek olursak (Gerçi ben sadet denilen mevzuya sadece dizilerdeki kız isteme sahnelerde gelinir sanıyordum. Yaş 18 ama daha yolun başındayız!) Öyle bir bıkkınlık içerisindeyim ki anlatamam. Son bir ayda olan her şey beni derinlemesine yıprattı ve 2016 yılını sadece bu mart-nisan aylarından dolayı en nefret edilenler listesinde birinci sıraya koydum bile. YGS'den başlayıp dedemi kaybedişim ve bu aralar hayatımın fazlaca tek kişilik geçmesi.  Eskiden...

Melekler yoldaşın olsun minik kahramanım.

       Upuzun bir arada sonra karşınızda yine Piggy var, sevgili Piggyseverler! Biraz hüzünlü, biraz kırık, eksik ve yine de mutlu olmaya çalışan bir ruh hali içindeyim. En son 2 Mart günü yazmışım, bir daha da yazasım gelmedi. İlham perilerim yıllık izine çıkıp beni ter ettiler. Bugün de geldikleri yok zaten ama benim sadece içimi dökesim vardı.  Öncelikle 13 Mart'ta YGS sınavına girdim ve yerleştirme kısmı çok güzel bir şekilde yapıldı. Çok mutlu çıktığım ve Türkçe'yi full beklediğim sınavdan 12 gün sonra Türkçe'nin 12 yanlış olduğunu görüp her şeye lanet edip ortalığı toza dumana katmayı planlarken bir telefonla dedemi kaybettiğimi öğrendim.  Hamburger'in yanına gitmek için bindiğim otobüsten koşarak ve ağlayarak inip 20 dakikalık yol boyunca hayatımı sorgularken anladım ki bir dakika bile sonrasının ne olacağı belli değilken hayatı bu kadar ciddi almam ne derece doğruydu?  Ağlaya ağlaya arayıp "yanıma gel" dediğimde bir dak...

Kısa haberlerle yine karşınızdayım Piggyseverler!

Uzun zamandır sahalardan uzak olan Piggy nihayet tekrardan sizlerle!  Gerek YGS, gerekse Instagram'a birazcık yoğunlaşıp blogu terk etmemden kaynaklanıyor olabilir. Ama tabi ki blogu aldatmıyorum, sakın yanlış anlaşılmasın! Sadece Instagram'da tek tıkla paylaşım yapılabilmesi daha kolayıma geldiği için olabilir. Meraklısına not: Instagram linkim:  https://www.instagram.com/misspiggyninblogu/ Evet Hamburger, neden ikide bir telefonunu sarj ediyorsun diye sorup beynimi eritiyorsun ya benim muhteşem iPhone 4 telefonumdan Instagram'a sadece tek b ir fotoğraf atmak bile 10 dakika!  Gerçi bırakın 4'ü 5'i telefonun 6s plus'ı bile çıktı ama ben hala daha uğurlu sayım diye avuttuğum 4'ümle idare ediyorum. 6s plus'un  prenses pembesi de LYS sonrası elimde olur umarım! :) (Yazar burada babasına seslenip telefon istediğini belirtiyor!)  Şaka bir yana YGS yaklaştı yaklaşalı beni de hafiften (!) bir stres, telaş ve korku üçlüsü hafiften çimd...

Bir sana hastayım bir de akan burnuma!

 Evet sevgili Piggyseverler! Durumum şu anda aynen böyle. Baya bir burun akıntılı, çok boğaz ağrılı, birazcık ateşli, yatağımın etrafında sümüklü peçetelerden oluşan minik bir yığın arasında kaybolmuş vaziyetteyim.  YGS'ye 17 gün kala bu hastalık nereden çıktı bilemiyorum. Sabah okula gittim deneme oldum, sonrasında tıpış tıpış sağlık ocağının yolunu tuttum. İlaçlarımı depolayıp yatağıma sağ salim giriş yapabildim. Havalar tam da karışık giderken hasta olmamak elde değil. Son zamanlarda denemelerde gittikçe artan başarımı buraya da yazmazsam olmaz. Bu yüzden azıcık totoşum havalarda olabilir. Ama tabi ki gerçek sınavda ne olacağı hiç mi hiç belli olmaz. Öğrencilerden biri kusarsa,bayılırsa Piggy nanayı yedi demektir sevgili Piggyseverler! Zaten şu hayatta en çok korktuğum şeylerden biri kusmak öyle bir şeyi de zor atlatırım. İşim rast gitse bari.  Yine güzel başladığım yazıya kötü bir gidişat yazıyorum hemen durumu değiştirmem lazım.  ...

Mr&Mrs Godzilla geliyor! Lütfen şehri boşaltın!

     Eveet, beklendiği üzere dün byük gündü, Hamburger hediyesini aldı. Instagram ve blog hesabımla resmi olarak tanıştı.  Aslında beklediğim tepki genel olarak şaşırma ve daha sonra da "Bana neden haber vermedin?" tarzı bir kızma olsa tüm düşüncelerimin aksi gerçekleşti ve ADAM BANA TEKRARDAN AŞIK OLDU!  Heeytt be! Miss Piggy gücü adına!  Böyle bir tepkiyle karşılacağımı bilseydim eğer çok önceden de verebilirdim ama etkisi bu kadar güzel olur muydu ondan emin değilim.  Ama şimdi bana 2 kat daha fazla aşk dolu baktığına tüm minionslarım adına iddaaya girebilirim!  Yılların playboy'unu da dize getirdikten sonra yapamacağım hiçbir iş yok sevgili Piggyseverler! Aa durun ama bir dakika YGS'ye kalmış şurAda 21 gün. 3,5 atmaya da yavaştan başlamışım, fazla büyük konuşmasam iyi olacak!  Yine çenem düşüp konuyu fazla saptırmadan 6. ay mevzuma geri dönüyorum. Buraya yazdım mı bilmiyorum ama hediyeyi hazırlamam baya ...

"En çok da kitap yazmak isterdim. Bizi, seni, beni. Bize dair her şeyi."

Hamburger'im Mickey Mouse'm En tatlı bal köpüğüm Pandam vs vs  Ve daha hatırlayamadığım bir sürü sevgi sözcüğü.  Zaten ne yazsam seni anlatmaya yetmeyecek, başlarsam sonu gelmeyecek. Ki seni bile hala daha yaşayarak öğreniyorum.  Hediyeni bir gün önceden vermek istedim. Cuma akşamı buluştuğumuzda tepkilerini yüz yüze alayım diye. Mimiklerinden her şeyi anlayabilirim zaten. Bir haftadır da için içini yiyor, biliyorum. Çok ipucu verdim belki aklına gelmiştir, belki de gelmemiştir. Orasından çok emin değilim.  Yazın olan blog olayından sonra kapatmıştım her şeyi. Senin beni yanlış anlamanı istemedim. Ama ilham perilerim havada ve kalbimde aşk kokusu olunca fazla dayanamadılar. Yine klavye üzerinden kendilerini anlattılar. Zaten ben pek konuşmadım, kalbim yazdı. (Tamam tamam inanma buna fazla sen. Çenem düşük biliyorum ama yazdım işte sadece.)  Sana söylemedim çünkü sürpriz olsun istedim. Aklımda birinci yıl sürprizi olması vardı ama b...