Ana içeriğe atla

Mr&Mrs Godzilla geliyor! Lütfen şehri boşaltın!

     Eveet, beklendiği üzere dün byük gündü, Hamburger hediyesini aldı. Instagram ve blog hesabımla resmi olarak tanıştı. 

Aslında beklediğim tepki genel olarak şaşırma ve daha sonra da "Bana neden haber vermedin?" tarzı bir kızma olsa tüm düşüncelerimin aksi gerçekleşti ve ADAM BANA TEKRARDAN AŞIK OLDU! 
Heeytt be! Miss Piggy gücü adına! 


Böyle bir tepkiyle karşılacağımı bilseydim eğer çok önceden de verebilirdim ama etkisi bu kadar güzel olur muydu ondan emin değilim. 

Ama şimdi bana 2 kat daha fazla aşk dolu baktığına tüm minionslarım adına iddaaya girebilirim! 


Yılların playboy'unu da dize getirdikten sonra yapamacağım hiçbir iş yok sevgili Piggyseverler! Aa durun ama bir dakika YGS'ye kalmış şurAda 21 gün. 3,5 atmaya da yavaştan başlamışım, fazla büyük konuşmasam iyi olacak! 


Yine çenem düşüp konuyu fazla saptırmadan 6. ay mevzuma geri dönüyorum. Buraya yazdım mı bilmiyorum ama hediyeyi hazırlamam baya zahmetli oldu. Daha doğrusu 2 haftada günde 15 dk ayırsam yapabileceğim şeyi son bir günde sabahlayarak yaptığım için kibarca anam ağladı diyebilirim. Ama kulağıma küpe olsun bir daha hiçbir hediyeyi son güne bırakıp da uykumu açmak için rap dinlemek zorunda kalmam. Kendimi az kalsın Sehabe'ye beat yaparken bulacaktım! 

Her ay için ayrı mektuplar hazırlayıp (en son mektuba da blog linkini yazdım) kutunun içine tam bizi anlatan Kinder oyuncakları attım. Ve böylece Hamburger'i mutluluktan ağlatamasam da yine de şaşkınlıktan dilinin tutulmasını sağladım diyebilirim. 

Okuduktan sonra telefonla aradığımda konuşacak hiçbir şey bulamamıştık ve sanırım 6 aydır aramızdaki en sessiz sahneydi diyebilirim. (Daha doğrusu Piggy'nin susabildiği nadir dakikalardan)


Daha da fazlası için buyrun Instagrama !

Uzun lafın kısası sabahladım ama değdi. Buluştuğumuzda gözlerinin ışıltısını gördükçe kendi kendime "Aferin be Piggy! Kedi olalı bir fare tuttun." diye kendi kendimi övdüm durdum. Artık bırakın göğe çıkarmayı falan troposfere kadar yolum var. 

Ama her güzel şeyin bir bilançosu olur tabi ki. Pasta yemek için bin bir istekle gittiğim kafede en sevdiğim pastanın kalmayışını gördükçe resmen YIKILDIM! 

Oysaki ben en sevdiğim kafede ve en değerli günümüzde; en sevdiğim adama bakarak Bella Vista'mı hunharca yemek istiyordum. Millet denize karşı bira keyfi yapıyor ama bugüne bugün olgun (!) bir Piggy sevdiği beye bakarak pasta yiyince mutlu oluyor. 

Bu da güzel günümüze nazar boncuğu olsun diyerek akşamın onunda Burger King'in yolunu tuttuk. Gerçi Hamburger'in bugün beşinci hamburger yiyişi oldu ama bu seferlik ses etmedim. (Adamın adına Hamburger diye diye hayatını hamburger yemeye adayacak. Korkuyorum dostlar, yardım edin!)
Laf aramızda birden benim menümden kalanları da ağzına tıkıştırıverdim oldu sana 5,5 hamburger! 


Ama bir kez daha anladım ki ikimiz kıç kıça verirsek oturduğumuz şehri yiyerek yok edebiliriz! 

Mr&Mrs Godzilla is coming! 

Kemerleri bağlayın ve hemen şehirden uzaklaşın! 


Aaa bu arada bugün doğmamış çocuğuma don biçmek adına gidip 7-8 yaş için Minnie Mouse'lı şapka-atkı takımı aldım. Yaşasın şimdiden çeyiz düzmek! 



Yani sevgili Piggyseverler 6. ayımız birazcık yemek yiyerek, bolca şaşıracak, çok az da (!) olsa dedikodu yaparak geçti. Utanmasak kafeyi de yerdik bilemiyorum şimdi. Belki onu da 16. ayımızda yaparız kim bilir. 

Şimdilik hepinize pasta kremalı öpücükler! 


Bu aralar mutluluğum pek bir üstümde kendimi adeta prenses gibi hissediyorum. Fesatlar uzak dursun please!



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlenip ineklerimin anası, evimin kadını, kocamın prensesi olacağım!

Trajik başlığımdan da anlayacağınız üzere hayatım gittikçe daha değişik bir hal alıyor ve sevgilimden ismimi alacakları danaya koymasını istedim!  Evet, herkes şok!  Herkes iptal!  Ama ben daha şimdiden yaz için inek sağmayı öğrenmek istiyorum. Belki de blogger'lıktan emekli olup çiftçilik yapmanın vakti çoktaaaan gelmiştir...  Elveda Chanel no:5'ler, merhaba inek boku kokuları. Elveda hayalimdeki Tarık Ediz abiye koleksiyonu, merhaba möö'lemeler!  Ayy şaka bir yana tabiki de daha hali hazırda başlangıç seviyesinde olan elitliğimden asla ödün vermeyeceğim lakin hayvanların her türlüsünü sevmek, okşamak hoşuma gidiyor! Buna 500 kiloluk inekler de dahil. Ve yine kocaman bir EVET, inek sağmayı kendi özgür irademler istiyorum. (Şaşkınlıktan açılan ağızları kapatın bakayım! Evlenip ineklerimin anası, evimin kadını, kocamın prensesi olacağım!) Darısı başınıza sinsiler!  ---------------------- Şimdi de mikrofonu iç sesini...

"Herkes kendi kalbinin ekmeğini yer Acun..."

"Herkes kendi kalbinin ekmeğini yer." diyen Şeyma Subaşı kadar şanslı olamadığı için serzenişe geçen büyük bir kitle oluştu Türkiye'de. Ve özellikle de Twitter aleminde.  Söylediği sözlerden tutun da , çocuğuna, yediğine, içtiğine hatta özellikle gezdiği yerlerde.  Yerden yere vuran oldu, koruyup sahiplenen oldu. Ama en güzel de mizah malzemesi oldu.  Zaten eleştirmeye ve güldürmeye yönelik şeylere aç olan toplumumuz için Bahar Candan, Mustafa Ceceli ve listenin başından asla düşmeyen Şeyma Subaşı aslında sadece birer haber malzemesi oldular.  Sırasıyla bu karakterleri inceleyecek olursak;  Bu konuşmalar ve haberler Bahar Candan'ın işine yaradı elbet. Hukuk okuyacak kadar akıllı olup da canlı yayında teletabi dansı yapması akıllarda soru işareti bırakmıştı. Gerçi popülerliği eleştri yönlü olsa da istediği şeye kavuştu. Hatta Murat Boz ve Eser Yenenler'le bile adı anılmaya başladı. Nur Yerlitaş bunu duyunca postişleri bile şaşkınlı...

Bugün de sana ayağını öpmeyen bir sevgili veren Allah için ne yaptın!?

Başlık biraz ürkütücü gelebilir farkındayım ama inanın ki duyduğumda ben de şok geçirmiştim. Ve bazen insanların bana bu denli özelini anlatacak kadar güvenmesi gerçekten anksiyete atakları geçirtiyor.  Yapım itibariyle her zaman mesafeli ve karşı tarafların dediğine göre suratsız bir kişilik olduğu için insanların bana ısınması veya nefret etmesi saniselik olaylara bağlı. O anki ruh halime göre.  Yine böyle sınıftaki arkadaşlarımın gürültüsünü duymamak için kitaba gömüldüğüm bir sabahta yanıma bir kız oturdu. 1. sınıftan beri tanıyorum ama hiç konuşmuşluğum yok. (Laf aramızda iyiki de olmamış, bir süre sonra insana bileklerini kestirtecek kadar boş muhabbet edebiliyor!?) Ben de (içimdeki son insani kırıntıları kullanarak) "Günaydın" dedim. Ahhh anam demez olaydııım! Bir başladı hayat hikayesini anlatmaya Allah'ım Seda Sayan'ın evliliklerini dinleseydim kesinlikle daha az yorulurdum. Veya Mehmet Ali Erbil.  Anası, babası, danası, sülalesinde ne kadar boş iş...