Ana içeriğe atla

Bize her gün 14 Şubat klişesi!


Bugünkü post konumuz sevgilisi olan tüm kızların ortak derdi, sap olmayan erkeklerin de belki de gecelerce uykusunun kaçmasına sebep olacak korkulu rüyası! 


Aslında bu durumu gözlerinde çok çok çok büyütüp işi odunluğa çeken erkekler alacağınız şey tek bir gül dahi olsa bizi ne kadar mutlu edeceğinizi tahmin edemezsiniz. Ama siz durumu tam tersine çevirip sanki her gün şömine kenarı, şaraplı, mumlu yemekler yiyormuş ve tüm harçlığı/maaşı güllere, sürpriz hediyelere harcıyormuşcasına 
"Ehehehhe 14 Şubat mı? Kızım bize her gün 14 Şubat." 
muhabbetini yapıp da kendinizde soğutmayın, rica ediyorum.

Bizim sizden istediğimiz sadece sevgi ve ilgi. Gelip de Türkbükü'nde deniz kenarında villa istemiyoruz ki kardeşim!? Gerçi 10-15 yıl sonra durumumuza göre onu da isteyebiliriz tabi ki ama şimdilik imkanlarımız dahilinde hareket edip daha makul sürprizler bekliyoruz. 

Bu kadar şaşırsak yeter aslında. 


Gerçi biz Müslüman milletiz. Burada sokakta "Oh my God!" tarzı nidalar atsam millet döner bıçağıyla beni mezbaya doğru koşturur yeminle. 

Erkekler hakkında bu kadar atıp tuttum bakalım Hamburger nasıl bir çıkış yapıp gönlümde bestseller kategorisinde birinciliğe oynayacak! 

Eğer bir şey yapmazsa totoş gibi ortada kalacağım çok açık. Gerçi direk yüzüme karşı da söyledi "Bize her gün özel gün" diye. Çıldırsam da prensesliğimi bozup tepki vermedim. Doğum günüm için de öyle yapmıştı da meğersem arkadaşlarımı örgütleyip parti organize etmiş. Dediğim gibi bir gül yeter! Bu aralar mutluluğa ihtiyacım varken gelen hiç bir şeyi elimin tersiyle itmem.

 Zaten annemler 2 haftadır beni yalnız bıraktıkları için tüm varlığımla Hamburger'e sığındım. Hasta olduğumda aradım, bir dediğimi iki etmedi. Arabası yokken başka bir araba bulup beni hastaneye götürüp başımda bile bekledi. Evde yalnız kalıp korktuğumda çağırdım, yanıma geldi. Ve daha buna benzer birsürü şey. Ne olursa olsun hakkını ödeyemem, orası çok açık ama bir romantizm bekliyorum artık! Bir bünye daha fazla odunluk kaldıramayacak!

Hamburger'e büyük hediyemi de yaklaşık 5 gün sonra vereceğim. Sevgililer Günü ve 6. ay hediyesini ortak hazırlayacağım! Şimdi aklıma gelmişken daha ona bile başlamadım.


Gerçi benim gün gün ne yaptığımı Instagram'dan takip ediyorsunuz artık. Genellikle Hamburger, ders ve yolculuk temasında geçiyor bu son günlerim. En azından artık YGS illetine 28 gün kaldığına göre kendime gelmem lazım. 

Miss Piggy is loading! 

Hepinize kokulu öpücükler, bu kız testlerinin başına geçer! :) 

Umarım musmutlu bir gün geçirirsiniz ve sürprizlere şaşırmaktan ve gülmekten karnınız ağrır, yüzünüz kırışır! :)


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlenip ineklerimin anası, evimin kadını, kocamın prensesi olacağım!

Trajik başlığımdan da anlayacağınız üzere hayatım gittikçe daha değişik bir hal alıyor ve sevgilimden ismimi alacakları danaya koymasını istedim!  Evet, herkes şok!  Herkes iptal!  Ama ben daha şimdiden yaz için inek sağmayı öğrenmek istiyorum. Belki de blogger'lıktan emekli olup çiftçilik yapmanın vakti çoktaaaan gelmiştir...  Elveda Chanel no:5'ler, merhaba inek boku kokuları. Elveda hayalimdeki Tarık Ediz abiye koleksiyonu, merhaba möö'lemeler!  Ayy şaka bir yana tabiki de daha hali hazırda başlangıç seviyesinde olan elitliğimden asla ödün vermeyeceğim lakin hayvanların her türlüsünü sevmek, okşamak hoşuma gidiyor! Buna 500 kiloluk inekler de dahil. Ve yine kocaman bir EVET, inek sağmayı kendi özgür irademler istiyorum. (Şaşkınlıktan açılan ağızları kapatın bakayım! Evlenip ineklerimin anası, evimin kadını, kocamın prensesi olacağım!) Darısı başınıza sinsiler!  ---------------------- Şimdi de mikrofonu iç sesini...

"Herkes kendi kalbinin ekmeğini yer Acun..."

"Herkes kendi kalbinin ekmeğini yer." diyen Şeyma Subaşı kadar şanslı olamadığı için serzenişe geçen büyük bir kitle oluştu Türkiye'de. Ve özellikle de Twitter aleminde.  Söylediği sözlerden tutun da , çocuğuna, yediğine, içtiğine hatta özellikle gezdiği yerlerde.  Yerden yere vuran oldu, koruyup sahiplenen oldu. Ama en güzel de mizah malzemesi oldu.  Zaten eleştirmeye ve güldürmeye yönelik şeylere aç olan toplumumuz için Bahar Candan, Mustafa Ceceli ve listenin başından asla düşmeyen Şeyma Subaşı aslında sadece birer haber malzemesi oldular.  Sırasıyla bu karakterleri inceleyecek olursak;  Bu konuşmalar ve haberler Bahar Candan'ın işine yaradı elbet. Hukuk okuyacak kadar akıllı olup da canlı yayında teletabi dansı yapması akıllarda soru işareti bırakmıştı. Gerçi popülerliği eleştri yönlü olsa da istediği şeye kavuştu. Hatta Murat Boz ve Eser Yenenler'le bile adı anılmaya başladı. Nur Yerlitaş bunu duyunca postişleri bile şaşkınlı...

Bugün de sana ayağını öpmeyen bir sevgili veren Allah için ne yaptın!?

Başlık biraz ürkütücü gelebilir farkındayım ama inanın ki duyduğumda ben de şok geçirmiştim. Ve bazen insanların bana bu denli özelini anlatacak kadar güvenmesi gerçekten anksiyete atakları geçirtiyor.  Yapım itibariyle her zaman mesafeli ve karşı tarafların dediğine göre suratsız bir kişilik olduğu için insanların bana ısınması veya nefret etmesi saniselik olaylara bağlı. O anki ruh halime göre.  Yine böyle sınıftaki arkadaşlarımın gürültüsünü duymamak için kitaba gömüldüğüm bir sabahta yanıma bir kız oturdu. 1. sınıftan beri tanıyorum ama hiç konuşmuşluğum yok. (Laf aramızda iyiki de olmamış, bir süre sonra insana bileklerini kestirtecek kadar boş muhabbet edebiliyor!?) Ben de (içimdeki son insani kırıntıları kullanarak) "Günaydın" dedim. Ahhh anam demez olaydııım! Bir başladı hayat hikayesini anlatmaya Allah'ım Seda Sayan'ın evliliklerini dinleseydim kesinlikle daha az yorulurdum. Veya Mehmet Ali Erbil.  Anası, babası, danası, sülalesinde ne kadar boş iş...