Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Karahindiba misali bir üflemelik canın var tatlım!

"Ben yandım, selamet olsun diğerlerine." DERMİŞİİİM!  Yine bir çok kişiyi şoka uğrattım bu sözümle. Oysa insanlar pes etmemi 4 gözle bekliyor. Kendi başarısızlıklarını göz ardı edip kendi küçük hayat ekrandan gördüğü kadarıyla can acıtacak, yaralayacak sözler bulma peşindeler.  Oysaki ben; her yenilginin içerisinden adeta Hızlı ve Öfkeli 7'de Jason Stathon'la dövüşüp koca bir bina altında kalan Dwayne Johnson gibi çıkıyorum. Gerçi gel de şimdi bu vizyonsuzlara Hızlı ve Öfkeli'yi anlat, bir de oyuncuları tanıt! Amaaan olacak iş değil!  Çok doldum, çok sustum ama artık dinazor uyanıyor beybiler. Kendini kaşındınız. T-Rex yanımda halt yemiş vallahi, öyle bir ezer geçerim "Allah'ım beni neden dünyaya böyle bir aciz yaratık olarak getirdin?" diye dua ederler!  Ayy şaka bir yana (hiçbiri şaka değildi) çok sinirli değilim, sinirleneceğim tek şey 7 maçımın tutan iddia kuponumda 8. maçımın tek bir golle beni yatırması!  Sosy...

Bazen içtiğin rakı olmak istiyorum.

Dışarıda gerçekten dehşet ötesi bir hava var. Çıkan sese gök gürültüsü bile denemez. Mayalar bu yılda hala yaşıyor olsaydı kıyamet 8 Nisan 2017 gecesi olacak derdi. Saat 03.57 Saat 8'de kalkıp dershaneye gitmem gerekiyor. Ama laf aramızda gök gürültüsünden tırsıyorum. Uyuyamadım. Neeysseee. Bu gece size O'nu anlatacağım.  O. Yaklaşık 178-179 boylarında, 98 kilocuk.  Ayakları 43, 44 numara.  Bedeni L, xL. 599 gün olmuş bugün. 600. güne onu öperek uyandırmayı amaçlıyorum. Ve geriye kalan 600000000.. güne de.  Öyle ya da böyle geçen saatler var elbet. O'nunla geçen saatleri seviyorum, onsuz geçen saatleri de. Sonunda ona varacak her yol ayrı bir güzelmiş gibi. -gibisi yok aslında. öyle- Kocaman elleri var. Tuttuğumda kendi elimin ellerinin arasında kaybolmasını seviyorum.  Gülerken ağzı da yamuluyor sağa doğru. Onu da seviyorum. Piç gülüşü gibi oluyor ama yakışıyor kerataya.  Dudakları köfteye benziyor.  ...

Sen, ben ve bir de tirbişön!

Sürprizler benden sorulur diye afilli bir başlık atmak isterdim lakin her işe burnunu sokan, biraz sivrizekalı bir sevgiliye sahip olunca başlık tam tersine dönebiliyor.  "Bir sürprizi nasıl hemen anlaşılacak şekilde hazırlayabilirim!?"  Sen gel Piggy 4 Mart için aylardır hazırlan, planlar yap, git evinin anahtarının kopyasını bile çıkart ama sonra sevgilin kavgaya gidiyorum diye evden çıkıp Burger King'e dondurma yemeye gitsin!???  Umursamazlık seviyesi ektedir. Şimdi durun size muhteşem ötesi planımı anlatmaya koyulacağım.  Hamburger'in doğum gününün tam bir hafta öncesi tüm her şeyi kafamda planlayıp (tabiki gıybet takımımla beraber) gelecek kişileri ayarlamaya başladım.  Malum benim adam göbişli, esprili, tipik bir Türk babası kıvamında okeye aranan 4. eleman olduğu için sevdiği de çok, çevresi de geniş. Her bir ortamdan birilerini ayarladım sonra bir baktım liste giderek artıyor, 35 kişiyi geçti. Nazikçe geriye kalan herkesi g...

Evlenip ineklerimin anası, evimin kadını, kocamın prensesi olacağım!

Trajik başlığımdan da anlayacağınız üzere hayatım gittikçe daha değişik bir hal alıyor ve sevgilimden ismimi alacakları danaya koymasını istedim!  Evet, herkes şok!  Herkes iptal!  Ama ben daha şimdiden yaz için inek sağmayı öğrenmek istiyorum. Belki de blogger'lıktan emekli olup çiftçilik yapmanın vakti çoktaaaan gelmiştir...  Elveda Chanel no:5'ler, merhaba inek boku kokuları. Elveda hayalimdeki Tarık Ediz abiye koleksiyonu, merhaba möö'lemeler!  Ayy şaka bir yana tabiki de daha hali hazırda başlangıç seviyesinde olan elitliğimden asla ödün vermeyeceğim lakin hayvanların her türlüsünü sevmek, okşamak hoşuma gidiyor! Buna 500 kiloluk inekler de dahil. Ve yine kocaman bir EVET, inek sağmayı kendi özgür irademler istiyorum. (Şaşkınlıktan açılan ağızları kapatın bakayım! Evlenip ineklerimin anası, evimin kadını, kocamın prensesi olacağım!) Darısı başınıza sinsiler!  ---------------------- Şimdi de mikrofonu iç sesini...

Çünkü SİZ'den bir tane daha yok!

Pozitif düşünmeye adadığımdan beri (şeytan kulağına kurşun) her şey tam takırında gidiyor! Dinlediğim şarkılardan tutun da Whatsapp'ıma bile bir dinginlik çökmüş durumda. Sadece blogum arada cozutuyor o da olsun o kadarcık! :)  Etliye sütlüye kaırşmayıp tüm olanları dışarıdan seyretmek aslında hiç de Piggy'lik bir hareket değildi. Ama bir gün (yakın bir arkadaşımın da sözü üzerine) insanları gereğinden fazla düşündüğümü ve çözmeye çalıştığımı fark ettim. Sanırım son 5-6 yıldır yaptığım en büyük hatalardan biri de bu olsa gerek.  "Ulan anası benim hayrıma mı doğurmuş neden düşüneyim ki?" evresine gelip umursamazlık bölümüne adımımı atmam neredeyse 1 ayımı aldı. Arkadaşlarım dahil olmak üzere herkesi kendi hayatına uğurlayalı içimde hiçbir ağırlık hissetmiyorum. Ama insanlar hala agresif, çekilmez ve huysuz olduğumu düşünüyor! Amaaann varsın düşünsünler. Ben artık sadece "düşünmüyorum".  Aslında hala aynı Piggy'yim!  Anlayana, sevene! :)...

14 Şubat'ımı boş konuşkan olarak geçirmeye karar verdim!

14 Şubat'ın hafiften kapıdan baktırıp cüzdan boşalttığı, ısınan havaların etkisiyle ceketlerin, kabanların yavaştan terk edildiği bir tarafı eksik bir aydan size sesleniyorum!  "Şubat ayı yazıma hoşgeldiniz. Hala kanalıma abone olmadıysanız yukarıdaki butona tıklayıp üye olabilir, yazımı beğendiyseniz beğen butonuna tıklayıp bana destek olabilirsiniz" dermişiiimmm!  Aman boşverin böyle havaları cıvaları. Zaten Instagram'da giderek artan "fashion blogger", Youtube'ı istila eden "makeup blogger"lara hatayım!  Ah Allah'ım ne olurdu şu yazı yazma merakımı azıcık da makyaja, fondotene,  pudraya verseydin de bende yüzüme Nusret misali azıcık bronzer atıp üzerine highlighteri serpiştireydim! Neyse ya siz de Piggy'nizi böyle sevin arkadaşlar! Zaten sınav dolayısıyla iyice totoyu başı salmış durumdayım. Benden bu aralar olsa olsa "dağınık vlogger" olur. (Her an kendini canlı yayın akımına kaptırıp yüzümü Instagram'da ifş...

Hamburger'sizlikle sınayan Allah derslerle öldürüyor!

Her insanın tekrar tekrar yaşamak istediği, tekrardan "o anlarda" nefes almak istediği zamanlar vardır.  Sanırım benim de oldu.  Ve geri dönmek istemediğim, hatırlamaktan zerre dahi hazetmediğim günler geçirdim. Hayatımdna silip atmak istedim ama atamadım. Çünkü sürekli karşıma çıktı! Tıpkı o öle bayıla internet sitesinde gördüğünüz, koşa koşa mağazaya gidip ayakkabıyı sorduğunuzda size uygun numarasının kalmaması gibi. Satış görevlisinin ağzına stiletto topuğu sokmak istersiniz ama yapamazsınız. Sattığı çantaların zincirleriyle duvara zipleyesiniz gelir ama onu da başaramazsınız. Öylece kalakalırsınız. Ve tıpış tıpış mağazadan  çıkmak zorunda kalırsınız. Ve bana biraz önce aynı şey oldu!  Galerimdeki 8 bin fotoğrafı pıtır pıtır dolaşırken birden Hamburger'i Danimarka'ya uğurlamadan bir gün önceki buluşmamıza denk geldim!  Bana bir ağlamaklar geldi ki sormayın. Sanırsınız "YGS öne alındı, sınav 1 Şubat'ta." haberleri ÖSYM sitesinde boy b...