Ana içeriğe atla

Beni kaybetmeyi göze alabiliyor musun Yaşar Üniversitesi?

LYS sonuçları açıklandı ve Miss Piggy son hızla üniversite aramalarına geçmiş bulunmakta. 

Ama ne yazıkki iç mimarlık hayal oldu, uluslararası ilişkilerden devam edeceğim. Ama yine de iç mimarlıkta kararlı olsaydım seçeneklerim sadece Gaziantep, Kırıkkale, ve Afyon olacak ama ailem sadece Ege Bölgesi'nde olmama izin verdiği için seçimlerim kısıtlı. Zaten Yaşar Üniversitesi'nin iç mimarlığını isterken Afyon Kocatepe'yi yazmayı da içime sindiremem sanırım. Sonra sevgili gıybetseverler arkamdan hayaller Paris, hayatlar Afyon diye dalga geçmesinler. Yoksa Seda Sayan misali carlayıveririm vallahi!


Şimdi aranızda "Eee bu hani bir sene kalacaktı?" diyenleri duyar gibiyim. Ama ne yazık ki ailem buna da izin vermedi. Yani izin vermedi değil de kalmamın taraftarı değiller. Zaten kalırsam benim de onlardan bir şey isteyecek yüzüm olmaz. 
Bu sene sınava hazırlanıyorum, depresyondayım moduna girip iPhone 6s, Macbook ve çeşitli giyim kıyafete servet yatırtınca diğer sene için "Anne benim canım gofret istiyor!" demeye bile yüzüm olmaz.

Tek çocuk olmamın özelliğini 18 sene sömüre sömüre kullanınca şimdi de madalyonun ters tarafıyla yüz yüze kaldım. 
Annemler gideceğim üniversitenin kriterlerini şimdiden belirlemeye başlamış bile! 

  • Asla uzak olmayacak, tercihen İzmir.
  • Garanti bir meslek olacak, devlete girip çalışabileceğim. (Bu yüzden iç mimarlığı iç tasvip etmediler ama prenses bünyeme dayanamayıp kabul etmek zorunda kaldılar.)
  • Özel üniversite olursa bile tam burslu gideceğim vs vs vs.

Hamburger gidince bir sene kalma planım suya düştü ve zaten kendisi de istemiyor. En kısa zamanda hayatını kur, işini kur sonra da biz hayatımızı kuralım demeye başladı bile! (Allah'ım ben bu veledi yemeyeyim de ne yapayım?)

Sanırım bu şekilde özleyerek geçecek yıllar, gelince de acısını çıkartacağız. Allah'ım sanırım sevgilisinin yolunu gözlerken kuruyup kalan teyzoşlardan olup evimi hayvanat bahçesi yapacağım. (Hamburger elini çabuk tut, al beni!)


Gerçi bilmiyorum bu ülkede biz 12 yılımızı verip de amele gibi ders çalışırken Suriyeliler istediği üniversiteye sınavsız girebiliyor.

Eee sonra da Piggy neden evlenmek istiyor? 

Ülkede adalet ve eşitlik kalmamış ki anacım biz okusak ne yazar, ne değişir? (Yazar şuanda sinirlendi.) 

Neyse bu arada yönetimi, kararları yargılamak yerine okuyacağım üniversiteyi ve bölümü seçmek çok daha mantıklı gibi. (Hem de vücut bütünlüğüm açısından) 

Yani diyeceğim o ki sevgili Piggyseverler LYS'nin açıklandığını öğrendiğim andaki durumum Behlül'le Bihter'in kırıştırdığını düğün günü öğrenip de merdivenlere yığılan Nihal gibiydi!


"BİHTER NEYİ İTİRAF EDECEK FİRDEVS HANIM?"

"BEHLÜL'LE NE İLGİSİ VAR??????"

Son sözüm de beni son anda 2-3 puanla kaçıran Yaşar Üniversitesi İç Mimarlık Fakültesi'ne olsun!!!!


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlenip ineklerimin anası, evimin kadını, kocamın prensesi olacağım!

Trajik başlığımdan da anlayacağınız üzere hayatım gittikçe daha değişik bir hal alıyor ve sevgilimden ismimi alacakları danaya koymasını istedim!  Evet, herkes şok!  Herkes iptal!  Ama ben daha şimdiden yaz için inek sağmayı öğrenmek istiyorum. Belki de blogger'lıktan emekli olup çiftçilik yapmanın vakti çoktaaaan gelmiştir...  Elveda Chanel no:5'ler, merhaba inek boku kokuları. Elveda hayalimdeki Tarık Ediz abiye koleksiyonu, merhaba möö'lemeler!  Ayy şaka bir yana tabiki de daha hali hazırda başlangıç seviyesinde olan elitliğimden asla ödün vermeyeceğim lakin hayvanların her türlüsünü sevmek, okşamak hoşuma gidiyor! Buna 500 kiloluk inekler de dahil. Ve yine kocaman bir EVET, inek sağmayı kendi özgür irademler istiyorum. (Şaşkınlıktan açılan ağızları kapatın bakayım! Evlenip ineklerimin anası, evimin kadını, kocamın prensesi olacağım!) Darısı başınıza sinsiler!  ---------------------- Şimdi de mikrofonu iç sesini...

"Herkes kendi kalbinin ekmeğini yer Acun..."

"Herkes kendi kalbinin ekmeğini yer." diyen Şeyma Subaşı kadar şanslı olamadığı için serzenişe geçen büyük bir kitle oluştu Türkiye'de. Ve özellikle de Twitter aleminde.  Söylediği sözlerden tutun da , çocuğuna, yediğine, içtiğine hatta özellikle gezdiği yerlerde.  Yerden yere vuran oldu, koruyup sahiplenen oldu. Ama en güzel de mizah malzemesi oldu.  Zaten eleştirmeye ve güldürmeye yönelik şeylere aç olan toplumumuz için Bahar Candan, Mustafa Ceceli ve listenin başından asla düşmeyen Şeyma Subaşı aslında sadece birer haber malzemesi oldular.  Sırasıyla bu karakterleri inceleyecek olursak;  Bu konuşmalar ve haberler Bahar Candan'ın işine yaradı elbet. Hukuk okuyacak kadar akıllı olup da canlı yayında teletabi dansı yapması akıllarda soru işareti bırakmıştı. Gerçi popülerliği eleştri yönlü olsa da istediği şeye kavuştu. Hatta Murat Boz ve Eser Yenenler'le bile adı anılmaya başladı. Nur Yerlitaş bunu duyunca postişleri bile şaşkınlı...

Bugün de sana ayağını öpmeyen bir sevgili veren Allah için ne yaptın!?

Başlık biraz ürkütücü gelebilir farkındayım ama inanın ki duyduğumda ben de şok geçirmiştim. Ve bazen insanların bana bu denli özelini anlatacak kadar güvenmesi gerçekten anksiyete atakları geçirtiyor.  Yapım itibariyle her zaman mesafeli ve karşı tarafların dediğine göre suratsız bir kişilik olduğu için insanların bana ısınması veya nefret etmesi saniselik olaylara bağlı. O anki ruh halime göre.  Yine böyle sınıftaki arkadaşlarımın gürültüsünü duymamak için kitaba gömüldüğüm bir sabahta yanıma bir kız oturdu. 1. sınıftan beri tanıyorum ama hiç konuşmuşluğum yok. (Laf aramızda iyiki de olmamış, bir süre sonra insana bileklerini kestirtecek kadar boş muhabbet edebiliyor!?) Ben de (içimdeki son insani kırıntıları kullanarak) "Günaydın" dedim. Ahhh anam demez olaydııım! Bir başladı hayat hikayesini anlatmaya Allah'ım Seda Sayan'ın evliliklerini dinleseydim kesinlikle daha az yorulurdum. Veya Mehmet Ali Erbil.  Anası, babası, danası, sülalesinde ne kadar boş iş...