Ana içeriğe atla

Aşkım, yeni elbise aldım; akşam kahve içmeye çıkalım mı?


Eveet, Piggyseverler bugün de sizlerle Piggy'nin son bir haftadır en çok kullandığı cümleyle seslenmek istedim: 

"Aşkım yeni ciciler aldım, akşam çıkalım mı?? Hem biz takılmış oluruz, hemde kıyafetlerimi giymiş olurum!"

Ama aldığım cevap Hamburger tarafından 1 haftadır bekletilmek oldu! (Piggy için 1 dakikalık saygı duruşu)

Eee ha böyle olunca da hala daha bekliyorum. En son bugün gündüz bizim orda hava sıcaklığı 45 dereceyi geçip de kıçımızdan bile terlemeye başlayınca "Aşkım biz artık akşamları konuşalım" tarzında bir konuşma yaptı ve ben de kabullenmek zorunda kaldım. 

Ah Piggy sevince ne kadar da sabırlı olabiliyorsun...


Gerçi benim için yeni ciciler almak artık hayat felsefesi gibi birşey oldu. Her zaman hali hazırda duran (bitirilmesi için limitsiz kredi kartına ihtiyaç duyduğum) bir alışveriş listem var.


Birkenstock'lardan tutun da Superstar'lara, Burberry güneş gözlüklerinden başlayıp Goorin Bros şapkaları da kapsayan bitmek bilmeyen bir kara delik gibi...

Zaten mağazalara bakış açım da yangın merdiveni gibi. Hele şimdiki sıcaklarda kaçıp kurtulmak için mağazalara sığınan bir Piggy çiz Bob Amca...


Hele bir de kendi yaramı kendim deşiyorum ama büyük bir sorunum da ayakkabılar... 

Malum nadiren de olsa gerçek prenseslerin ayakları 41-42 numara olabiliyor. Bünye tavus kuşu ayak kaz ayağı olunca ayağıma uyan her 40 numara ayakkabıya ağlayarak sarılmak istiyorum. Sanki araba farı görünce yolun ortasında kalakalan tavşanlar gibi 5 saniye durup sonrasında atağa geçip hemen kapıyorum. 

Gerçi bu durum böyle bir 60 yıl daha devam edecek ama sonuçta ayak yani. Atsan atılmaz, satsan satılmaz. Gerçi bunları zamanında spor ayakkabı giye giye büyüten de benim. Bu yüzden fazla laga luga yapmak istemiyorum. (Sokak prensesi olan Piggy...) 


Hamburger benim bu alışveriş merakımdan nefret ediyor sanırım. Ya da tüm erkekler böyle sanırım, bilemiyorum. Ama sonuçta kanatlı ayakkabılarımdan hiç hoşlanmıyor ve bu durum beni bir miktar üzüyor. 

Sonuçta olgun (!) bir Piggy (18) leoparlı yağmur botlarından, püsküllü deri ceketlerden, özel tasarım ayakkabılardan ve değişik/özel olan her şeye bayılır!

Hamburger artık anla beni ve değişik şeyler giymeme kızma. (Melek olabilen Piggy, temsili.)


Bir postu daha bir dahaki Fransa, Paris seyahatimde Chanel ve Louis Vuitton vitrinlerine bakmak yerine içeri girmek için randevu alabilme duasıyla bitiriyorum!

Gerçi iki çanta, iki ayakkabının toplam fiyatına bir Kia Sportage parası ödemektense sadece fotoğraflarını çekip Instagram'a atarım, like'ları izlerim! 

Piggy bu postta size iyi geceler diler, mis kokulu öpücükler yollar... :) 

Instagram'dan her adımımı takip etmeyi unutmayınız! Link için buraya tık tık 

https://www.instagram.com/misspiggyninblogu/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlenip ineklerimin anası, evimin kadını, kocamın prensesi olacağım!

Trajik başlığımdan da anlayacağınız üzere hayatım gittikçe daha değişik bir hal alıyor ve sevgilimden ismimi alacakları danaya koymasını istedim!  Evet, herkes şok!  Herkes iptal!  Ama ben daha şimdiden yaz için inek sağmayı öğrenmek istiyorum. Belki de blogger'lıktan emekli olup çiftçilik yapmanın vakti çoktaaaan gelmiştir...  Elveda Chanel no:5'ler, merhaba inek boku kokuları. Elveda hayalimdeki Tarık Ediz abiye koleksiyonu, merhaba möö'lemeler!  Ayy şaka bir yana tabiki de daha hali hazırda başlangıç seviyesinde olan elitliğimden asla ödün vermeyeceğim lakin hayvanların her türlüsünü sevmek, okşamak hoşuma gidiyor! Buna 500 kiloluk inekler de dahil. Ve yine kocaman bir EVET, inek sağmayı kendi özgür irademler istiyorum. (Şaşkınlıktan açılan ağızları kapatın bakayım! Evlenip ineklerimin anası, evimin kadını, kocamın prensesi olacağım!) Darısı başınıza sinsiler!  ---------------------- Şimdi de mikrofonu iç sesini...

"Herkes kendi kalbinin ekmeğini yer Acun..."

"Herkes kendi kalbinin ekmeğini yer." diyen Şeyma Subaşı kadar şanslı olamadığı için serzenişe geçen büyük bir kitle oluştu Türkiye'de. Ve özellikle de Twitter aleminde.  Söylediği sözlerden tutun da , çocuğuna, yediğine, içtiğine hatta özellikle gezdiği yerlerde.  Yerden yere vuran oldu, koruyup sahiplenen oldu. Ama en güzel de mizah malzemesi oldu.  Zaten eleştirmeye ve güldürmeye yönelik şeylere aç olan toplumumuz için Bahar Candan, Mustafa Ceceli ve listenin başından asla düşmeyen Şeyma Subaşı aslında sadece birer haber malzemesi oldular.  Sırasıyla bu karakterleri inceleyecek olursak;  Bu konuşmalar ve haberler Bahar Candan'ın işine yaradı elbet. Hukuk okuyacak kadar akıllı olup da canlı yayında teletabi dansı yapması akıllarda soru işareti bırakmıştı. Gerçi popülerliği eleştri yönlü olsa da istediği şeye kavuştu. Hatta Murat Boz ve Eser Yenenler'le bile adı anılmaya başladı. Nur Yerlitaş bunu duyunca postişleri bile şaşkınlı...

Bugün de sana ayağını öpmeyen bir sevgili veren Allah için ne yaptın!?

Başlık biraz ürkütücü gelebilir farkındayım ama inanın ki duyduğumda ben de şok geçirmiştim. Ve bazen insanların bana bu denli özelini anlatacak kadar güvenmesi gerçekten anksiyete atakları geçirtiyor.  Yapım itibariyle her zaman mesafeli ve karşı tarafların dediğine göre suratsız bir kişilik olduğu için insanların bana ısınması veya nefret etmesi saniselik olaylara bağlı. O anki ruh halime göre.  Yine böyle sınıftaki arkadaşlarımın gürültüsünü duymamak için kitaba gömüldüğüm bir sabahta yanıma bir kız oturdu. 1. sınıftan beri tanıyorum ama hiç konuşmuşluğum yok. (Laf aramızda iyiki de olmamış, bir süre sonra insana bileklerini kestirtecek kadar boş muhabbet edebiliyor!?) Ben de (içimdeki son insani kırıntıları kullanarak) "Günaydın" dedim. Ahhh anam demez olaydııım! Bir başladı hayat hikayesini anlatmaya Allah'ım Seda Sayan'ın evliliklerini dinleseydim kesinlikle daha az yorulurdum. Veya Mehmet Ali Erbil.  Anası, babası, danası, sülalesinde ne kadar boş iş...