Ana içeriğe atla

"Kızım sor bakayım Hamburger'e, ciddi mi düşünüyormuş!?"

Eveet, bir ramazan ayının ilk gününde daha sizlerleyim sevgili Piggyseverler. 

Umarım bu 30 gün boyunca herkes orucunu ilk başta kalpleriyle tutar. Kötü sözden, kötülüklerden, negatif her türlü şeyden uzak dururlar. 


Bu güzel dileklerle postuma başladıktan sonra sıra geldi Hamburger ve ailemin tanışmasına! 

Evet, yanlış duymadınız sayın Piggyseverler! Müstekbel annem ve babam, gelecekteki damatlarıyla bizzat ve fiilen tanıştılar. (Bu cümlemin Bülent Ersoy'luğuna kaç puan beybiler!?)

Şimdi geliyorum olayın detaylarına. 


Daha önce yaklaşık 4 kez kararlaştırılıp her seferinde bir aksilik çıkan bu buluşma bu sefer araya başka şeylerin karışmasına izin verilmeden gerçekleştirildi. 
Babamın isteği doğrultusunda favori restaurantımıza kahvaltıya gittik. (Kahvaltı saati aile içerisinde küçük bir dünya savaşına neden oldu. Klasik Türk ailesi olarak babama göre kahvaltıya saat 9'da gidecekmişiz. Tabi prenses uykusunu pazar günü feda edemeyecek olan Piggy buna çirkeflik yaparak itiraz etti ve saati 11'e aldı. İşte prenseslerin gücü!)

Hamburger sabah bizim eve geldi. (Sabah ilk uyandığında, tabiri caizse daha afyonum patlamadan sevdiceğimi görmek de daha başka bir güzel.) O da garibim birazcık akşamdan kalma olduğu için sabah 5 alarmla uyanmış ve gözünden uyku aktığı her halinden belliydi. Yine de kaynanasına ve kayınpederine hiç zorunluluk hissetmeden en içten gülümsemesini yaptı. (Gel de bu çocuğun ağzını yüzünü ısırma. Gerçi çocuk dediğime bakmayın 96 kilocuk bir poğaça!)

Restauranta gittik ve 3,5 saat boyunca totoşlarımız o deri sandalyeye oturmaktan ıpıslak oldu. Ama sonucu soracak olursanız "Annem ve babam Hamburger'e bayıldı!" 
Gerçi bayılmak da ne kelime, totoları düştü. Bir sohbet, bir muhabbet yeri geldi Piggy'yi ezdiler, yeri geldi siyasetten bazen de güncel olaylardan bahsettiler. Bende zevkle aylardır beklediğim o güzel tabloyu ağzım kulaklarıma vara vara seyrettim. 

Sanırım bir Piggy için bundan daha güzel birşey olamazdı. 

(Temsili Piggy)

Yemek bitti, çaylar, kahveler içildi, Piggy tarafından birazcık atmasyonlu fallar bakıldı ve annemin isteği üzere eve geçtik. 

Karhelvası eşliğinde magazin8 izleyip 2 saat boyunca dedikodu yaptık ve böylece Hamburger ailemin kalbine tahtını ve krallığını kurdu. Hatta babam işi abartıp iftara bile çağırmayı planlıyor. 


Yaa işte sevgili okurlar 10 aydır beklediğim olay birdenbire gelişip uçuverdi. Ve her şey Allah'a şükür çok gitti. 

Annem beni çok şaşırtacak bir girişimde bile bulunup "Hamburger'e sor bakalım seninle ciddi mi düşünüyormuş?" dedi. 
Piggy şok.
Piggy iptal.
Piggy vefat.

Hamburger'in efendiliğine, ağır başlılığına ve bana bazen bir "abi" edasıyla yaklaşmasına resmen tekrardan aşık oldum. 
İyiki varsın Hamburger! 
Ve umarım benimle ilgili ciddi düşünüyorsundur! 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlenip ineklerimin anası, evimin kadını, kocamın prensesi olacağım!

Trajik başlığımdan da anlayacağınız üzere hayatım gittikçe daha değişik bir hal alıyor ve sevgilimden ismimi alacakları danaya koymasını istedim!  Evet, herkes şok!  Herkes iptal!  Ama ben daha şimdiden yaz için inek sağmayı öğrenmek istiyorum. Belki de blogger'lıktan emekli olup çiftçilik yapmanın vakti çoktaaaan gelmiştir...  Elveda Chanel no:5'ler, merhaba inek boku kokuları. Elveda hayalimdeki Tarık Ediz abiye koleksiyonu, merhaba möö'lemeler!  Ayy şaka bir yana tabiki de daha hali hazırda başlangıç seviyesinde olan elitliğimden asla ödün vermeyeceğim lakin hayvanların her türlüsünü sevmek, okşamak hoşuma gidiyor! Buna 500 kiloluk inekler de dahil. Ve yine kocaman bir EVET, inek sağmayı kendi özgür irademler istiyorum. (Şaşkınlıktan açılan ağızları kapatın bakayım! Evlenip ineklerimin anası, evimin kadını, kocamın prensesi olacağım!) Darısı başınıza sinsiler!  ---------------------- Şimdi de mikrofonu iç sesini...

"Herkes kendi kalbinin ekmeğini yer Acun..."

"Herkes kendi kalbinin ekmeğini yer." diyen Şeyma Subaşı kadar şanslı olamadığı için serzenişe geçen büyük bir kitle oluştu Türkiye'de. Ve özellikle de Twitter aleminde.  Söylediği sözlerden tutun da , çocuğuna, yediğine, içtiğine hatta özellikle gezdiği yerlerde.  Yerden yere vuran oldu, koruyup sahiplenen oldu. Ama en güzel de mizah malzemesi oldu.  Zaten eleştirmeye ve güldürmeye yönelik şeylere aç olan toplumumuz için Bahar Candan, Mustafa Ceceli ve listenin başından asla düşmeyen Şeyma Subaşı aslında sadece birer haber malzemesi oldular.  Sırasıyla bu karakterleri inceleyecek olursak;  Bu konuşmalar ve haberler Bahar Candan'ın işine yaradı elbet. Hukuk okuyacak kadar akıllı olup da canlı yayında teletabi dansı yapması akıllarda soru işareti bırakmıştı. Gerçi popülerliği eleştri yönlü olsa da istediği şeye kavuştu. Hatta Murat Boz ve Eser Yenenler'le bile adı anılmaya başladı. Nur Yerlitaş bunu duyunca postişleri bile şaşkınlı...

Bugün de sana ayağını öpmeyen bir sevgili veren Allah için ne yaptın!?

Başlık biraz ürkütücü gelebilir farkındayım ama inanın ki duyduğumda ben de şok geçirmiştim. Ve bazen insanların bana bu denli özelini anlatacak kadar güvenmesi gerçekten anksiyete atakları geçirtiyor.  Yapım itibariyle her zaman mesafeli ve karşı tarafların dediğine göre suratsız bir kişilik olduğu için insanların bana ısınması veya nefret etmesi saniselik olaylara bağlı. O anki ruh halime göre.  Yine böyle sınıftaki arkadaşlarımın gürültüsünü duymamak için kitaba gömüldüğüm bir sabahta yanıma bir kız oturdu. 1. sınıftan beri tanıyorum ama hiç konuşmuşluğum yok. (Laf aramızda iyiki de olmamış, bir süre sonra insana bileklerini kestirtecek kadar boş muhabbet edebiliyor!?) Ben de (içimdeki son insani kırıntıları kullanarak) "Günaydın" dedim. Ahhh anam demez olaydııım! Bir başladı hayat hikayesini anlatmaya Allah'ım Seda Sayan'ın evliliklerini dinleseydim kesinlikle daha az yorulurdum. Veya Mehmet Ali Erbil.  Anası, babası, danası, sülalesinde ne kadar boş iş...