Ana içeriğe atla

Eros gelsin, aşkı benden öğrensin!


Perşembe gününe özgü bir başlangıçla karşınızdayım sevgili Piggysever'ler. Gerçi doğruyu söylemek gerekirse bu postta anlatacak herhangi bir olayım yok ama yine de maksat hem sizin başınızı şişirmek hem de kendi kafamı boşaltmak. 

Lys'ye 10 gün kalmış, matematikten beklentim 0'ın altında. Gerçi Allah'a şükür 4 işlemi yapabilirim toplama, çıkarma, bölme falan. Onun dışında sosyal 4 işlemlerde de iyiyim. Mesela benden Hamburger'i çıkarsam elde var sıfır. Sıfır da yutan eleman olduğu için ondan sonra kendimi kimle çarparsam onu da yutup kocaman bir topa çeviriyorum. 


Gelelim edebiyata. Edebiyatım matematiğe nazaran çok daha iyi durumda ama hala daha şiir yazamıyorum. Gerçi laf aramızda şiirden pek de anlamam ben. Düz yazıyla derdimi anlatıp okuyucularıma şımarıp, onları güldürmek varken duygusal Piggy'yi ön plana çıkartıp milleti ağlatmak istemiyorum!

Piggy'den samimi bir not: Üst satırda yazdıklarıma sakın ha aldanmayın. Şiir yazmaya hiç mi hiç becerim yok. Ama olsun siz sevgili Piggyseverler, Piggy'nizi her türlü kabul edersiniz değil mi?? :')


Neyse bu kadar şımarma yeter, canınızı postun başından sıkmayayım. 

Okuyucularım arasında benim gibi YGS-LYS mağdurları var mı bilemiyorum ama eğer varsa kendilerinizi bir şekilde belli ederseniz çok sevinirim. Sizlerle konuşup dertleşmek isterim. 

Bu yıl için en çok korktuğum şey (daha doğrusu insanlardan duyup da tırsmama neden olan şey) üniversite sınavıyla sevgilinin aynı anda gitmeyeceğiydi. 

Bu başlı başına bir yalan! 
Sevgiliyle dersler bir arada yürüyebiliyor. Hem de gayet güzel gidiyor. 

En azından kendi adıma konuşayım Hamburger yüzünden (tabiki ben asla istemiyorum!!) 30 dakika ders 10 dakika konuşma, gülüşme şeklinde geçiyor ama beni inanılmaz rahatlatıyor. 

Ve ailenizden başka yanınızda size güvenen, inanan, destekleyen birinin olması gerçekten paha biçilemez bir duygu. 

Bu yüzden de 10 aydır her gün (kavga ettiğimiz günler hariç) Hamburger'in varlığına şükrediyorum ve onu sevgimle dövüyorum resmen. Bazen sıkılıp isyan ediyor, o zaman birazcık serbest bırakıyorum. Özleyince kaldığımız yerden devam. 
Sanırım aşkın ve mutlu her ilişkinin formülü de bu zaten. 

Bir Piggy (18) diyor ki "EROS GELSİN AŞKI BENDEN ÖĞRENSİN!"


Dün ya da dünden önce sanırım tam hatırlamıyorum matematik deneme sınavı alıp özel ders bürosunda deneyeyim dedim. Ama kendimi biraz zorlayayım derken baya bir abartmışım! 50 sorudan 13 tane yapıp sadece 7'sini doğru yapabilmişim. Ve sonra Piggy'ye ne oldu mu dersiniz??

Piggy şok! 
Piggy iptal!
Piggy vefat!

Bana bir ağlama krizi geldi ki anlatamam. Zaten prenses yapım gereği ulu orta ağlayamam da. Kendimi tuttum tuttum ama Hamburger sürpriz yapıp gelince kendimi tutamayıp yavaş yavaş ağlamaya başladım. Çocuğun da eli ayağı pasradı beni öyle görünce. Ama beş dakika ağlayıp sonra sakinleşiverdim. 


Prenses bünyem ayda yılda (!) bir de olsa arada error verebiliyor ve bu da bana ağlama olarak etki ediyor. Sonra gelsin sümükler, gitsin peçeteler!! 

Der ve Piggy bu postu burada bitirir. Birazcık ders çalışma vakti. Hepinize mis kokulu öpücükler. 

Kendinize çomçok iyi bakın! 

Ve Instagram sayfama uğramayı unutmayın! 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlenip ineklerimin anası, evimin kadını, kocamın prensesi olacağım!

Trajik başlığımdan da anlayacağınız üzere hayatım gittikçe daha değişik bir hal alıyor ve sevgilimden ismimi alacakları danaya koymasını istedim!  Evet, herkes şok!  Herkes iptal!  Ama ben daha şimdiden yaz için inek sağmayı öğrenmek istiyorum. Belki de blogger'lıktan emekli olup çiftçilik yapmanın vakti çoktaaaan gelmiştir...  Elveda Chanel no:5'ler, merhaba inek boku kokuları. Elveda hayalimdeki Tarık Ediz abiye koleksiyonu, merhaba möö'lemeler!  Ayy şaka bir yana tabiki de daha hali hazırda başlangıç seviyesinde olan elitliğimden asla ödün vermeyeceğim lakin hayvanların her türlüsünü sevmek, okşamak hoşuma gidiyor! Buna 500 kiloluk inekler de dahil. Ve yine kocaman bir EVET, inek sağmayı kendi özgür irademler istiyorum. (Şaşkınlıktan açılan ağızları kapatın bakayım! Evlenip ineklerimin anası, evimin kadını, kocamın prensesi olacağım!) Darısı başınıza sinsiler!  ---------------------- Şimdi de mikrofonu iç sesini...

"Herkes kendi kalbinin ekmeğini yer Acun..."

"Herkes kendi kalbinin ekmeğini yer." diyen Şeyma Subaşı kadar şanslı olamadığı için serzenişe geçen büyük bir kitle oluştu Türkiye'de. Ve özellikle de Twitter aleminde.  Söylediği sözlerden tutun da , çocuğuna, yediğine, içtiğine hatta özellikle gezdiği yerlerde.  Yerden yere vuran oldu, koruyup sahiplenen oldu. Ama en güzel de mizah malzemesi oldu.  Zaten eleştirmeye ve güldürmeye yönelik şeylere aç olan toplumumuz için Bahar Candan, Mustafa Ceceli ve listenin başından asla düşmeyen Şeyma Subaşı aslında sadece birer haber malzemesi oldular.  Sırasıyla bu karakterleri inceleyecek olursak;  Bu konuşmalar ve haberler Bahar Candan'ın işine yaradı elbet. Hukuk okuyacak kadar akıllı olup da canlı yayında teletabi dansı yapması akıllarda soru işareti bırakmıştı. Gerçi popülerliği eleştri yönlü olsa da istediği şeye kavuştu. Hatta Murat Boz ve Eser Yenenler'le bile adı anılmaya başladı. Nur Yerlitaş bunu duyunca postişleri bile şaşkınlı...

Bugün de sana ayağını öpmeyen bir sevgili veren Allah için ne yaptın!?

Başlık biraz ürkütücü gelebilir farkındayım ama inanın ki duyduğumda ben de şok geçirmiştim. Ve bazen insanların bana bu denli özelini anlatacak kadar güvenmesi gerçekten anksiyete atakları geçirtiyor.  Yapım itibariyle her zaman mesafeli ve karşı tarafların dediğine göre suratsız bir kişilik olduğu için insanların bana ısınması veya nefret etmesi saniselik olaylara bağlı. O anki ruh halime göre.  Yine böyle sınıftaki arkadaşlarımın gürültüsünü duymamak için kitaba gömüldüğüm bir sabahta yanıma bir kız oturdu. 1. sınıftan beri tanıyorum ama hiç konuşmuşluğum yok. (Laf aramızda iyiki de olmamış, bir süre sonra insana bileklerini kestirtecek kadar boş muhabbet edebiliyor!?) Ben de (içimdeki son insani kırıntıları kullanarak) "Günaydın" dedim. Ahhh anam demez olaydııım! Bir başladı hayat hikayesini anlatmaya Allah'ım Seda Sayan'ın evliliklerini dinleseydim kesinlikle daha az yorulurdum. Veya Mehmet Ali Erbil.  Anası, babası, danası, sülalesinde ne kadar boş iş...